Şu ana kadar Accessible English for Disabled Learners sitesini inceledik ve artık bi site nasıl incelenmeli en azından fikir sahibi olduk:) İşin en eğlenceli kısmı görenellere gitmekti.Şu ana kadar 6 saat gören ellerde bulundum. Orda yaşadığım bir şeyi hiç unutmayacağım. Çocuklar yılsonu eğlencesi için tiyatro hazırlıyolarmış. Nasreddin Hocanın bi fıkrasını ingilizce canlandıyorlardı. Bitanesi katip rolündeydi ve rolü gereği kendine çok güvenen biriymiş gibi davranması gerekiyodu. Biz on dakika boyunca ona nasıl durması gerektiğini anlatamadık çünkü denediğimiz yol çok yanlıştı. Külhanbeyi gibi durman gerekiyo,dik durman gerekiyo .. şeklinde anlatmaya çalıştık. Sonra hoca uyardığında hata yaptığımızın farkına vardık. Hoca görmedikleri bişeyi yapmalarını istemek yerine onların duruşlarını siz ayarlamaya çalışmalısınız diyerek hatamızı anlamamızı sağladı. O zaman düşündüm ki onları tamamıyla anlamak, tam anlamıyla onlar gibi düşünmek imkansız.Biz onlara sadece ve sadece biraz yardımcı olabiliyosak bile bu bizim için de onlar için de çok güzel bi paylaşım bence...
İşitme engelli iki arkadaşla ders çalışma deneyimim uygun olmadığından dolayı bitmek zorunda kaldı. Ben de görme engelli arkadaşlarla çalışmaya devam ediyorum. Dönem sonuna yaklaştığımız için bitmek üzere. Umarım ilerde de yine gidebilirim. paylaşmak istediğim unutamadığım bir anım var: dördüncü sınıf biri kız biri erkek iki öğrenciyle renkleri ve have got/has got kalıbını çalıştım. Renkler... onlar için ne kadar garip bir konu. Peluş hayvanlara dokunarak ayak sayılarını, büyüklüklerini söylediler. Renklerini ben söyledim renklerini tekrar ettiler. Diğer hayvanlardan da konuşmak istedim. Kuş, kedi, köpek, kaplumbağa biliyorlardı. Kaplumbağa 'turtle' dedi kız olan. Onun hakkında konuşalım, mesela kaplumbağa hakkında konuşalım, kaplumbağa yeşil olur değil mi? Aldığım cevap: Bilmem öğretmenim benim hiç görmedim...
Aslında biz Gizem'le aynı görevleri paylaştık dönem boyunca. Farklı görevlerimiz oldu. Duyma problemi yaşayan bir arkadaş için not aldık, KPSS’ye hazırlanan birisine yardım ettik ve en sonunda da görmeyen öğrencilere ders anlattık. Bu görevlerin her birisinde farklı şeyler yaşadım, iyi ya da kötü. Bazen başarısızlıklarım oldu, vazgeçmeyi düşünmedim diyemem; fakat en azından bunun bu kadar kolay olmaması gerektiğine, bir öğretmen adayı olarak daha mücadeleci olmanın şart olduğuna karar verdim ve devam ettim bu yola. Bu uğraşların meyvelerini almak çok keyifli. Yaptığım işe alıştıkça daha da çok sevdim. Zamanla işe yaradığım hissi, insanlara faydalı olduğum duygusu ağır basmaya başladı. Bu farklı duygu, düşünce ve deneyimlerle “gönüllü olma” nın ne demek olduğunu öğrendiğime inanıyorum. Bu tarz kuruluş ve çalışmaların ve bu yolda uğraş veren insanların çok önemli bir misyonu olduğunu anladım. Bu yüzden böyle kutsal amaçlara hizmet etmeyi takdir etmemek ve bu uğraşlara saygı duymamak kaçınılmaz diye düşünüyorum.
Görenellere gitmek, oradaki havayı teneffüs etmek gerçekten muazzam bir duygu. Orada sınıfa ders verme, birebir ilgilenebilme, tanıyabilme, konuşabilme imkanı buldum. Birçok duyguyu bir arada yaşadım; çok üzüldüm, mutlu oldum, bu kadar vicdansız olunurmu diye düşündüm, hala böyle fedakar insanlar varmı diye mutlu oldum. Orada hissettiğim duygular anlatılmaz yaşanır derler ya o gibi birşey. Onların bambaşka dünyaları var, sanılanın aksine dünyalarında çok mutlular. Daha öncede engelli kişilerin olduğunu tabiki biliyordum ama onları yakından tanımak, dünyalarına girmek gerçekten bambaşka. Ayrıca, Oliver Sacks'ın Karısını Şapka Sanan Adam adlı kitabını da okudum. Kitap engellilere karşı bakış açınızı değiştiriyor. Farkında olmadığımız, görmediğimiz o kadar çok görünmeyen yüz varki hayatta.. Herkesin baktığı gibi bakmamayı, görünmeyeni görmeyi, engellilerinde kendine özgü bi dünyaları olduğunu canlı örnekleriyle gösteriyor. İyiki böyle bir tecrübe edindim, iyiki azıcıkta olsa onlara katkı sağlayabildim faydam dokunabildi diyorum. Özellikle görenellere gitmek benim için benzeri olmayan bir deneyim oldu. Böyle bir tecrübe edinme, o havayı hissedebilme, yaşayabilme imkanı bulduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum.
hayatımda yaşamadığım bir deneyimi yaşadım. Görmeyen çocukların gözlerinden dünyaya baktım. Görmek önemli değilmiş bunu anladım önemli olan hissetmekmiş. Ben o çocukların görmeyen gözleriyle hissettim bir kez daha yaşamayı. Engellere rağmen ayakta durmayı. O çocuklarla ders çalışmak belki de onlar için çok da önemli bir şey değildi sonuçta bunu herkes yapar ama benim için gerçekten önemliydi. Şunu fark ettim her ne kadar engelli insanlara hiç bir zaman faklı gözle bakmadığımı savunsam da içten içe onların normal olmadığını düşünüyormuşum sanki kendim normalim onlar anormal gibi davranıyormuşum ama değil onlar da en az bizim kadar normal! Hatta belki çoğu görenden daha normaller. Dünyayı gören insanlar için yaratılmış gibi kullanmak yanlış onları yok saymak onlara saygı göstermemek... İşte şunu öğrendim onlara acınmasından nefret ediyorlar ve eğer ben de görme engelli olsam ben de nefret ederdim çünkü onların sadece bir engeli var o kadar acınacak halde değiller. Okuyorlar, eğlenyorlar, müzik dinliyorlar, şarkı söylüyorlar... sadece göremiyorlar. şimdi düşünüyorum da benim de yapamadıklarım ve yaptıklarım var bu benim de engellerim olduğunu gösterir o zaman tamamen eşitiz o insanlarla. Neler yaptık o okulda görünüşte sadece ders anlattık ama derinlemesine bakarsak ben değil de o çocuklar gerçekten benim için çok şey yapmış oldular. Bakış açım genişledi. Görmeden bir gösteriyi izledik o çocuklarla, görmeden oyun oynadık ve görmeden test çözdük.. ama hepsini hissettik hem de fazlasıyla. Gerçekten herkesin yaşaması gereken bir deneyim bu.
öncelikle çok kısa sürede olsa ders verdim,ve bu kısacık saatte gerçekten inanılmaz şeyler öğrendim. Öğrenmeye o denli istekliyid ki öğrencim...Görevimin değişmesiyle campus mapping yapmaya ve Oliver Sacks'ın Karısını Şapka Sanan Adam'ı okudum. Kitaptan bahseecek olursam eğer, bir bölümü 4 kişi okuduk, tartıştık, sorular hazırladık.Daha sonra başka bölümler okuyup onlara makale yazdım ve yine sorular hazırladım.Kitap Vildan'ın da bahsettiği gibi bakış açınızı cidden değiştiriyor. Mesela, aşırı korumacı yaklaşmamız gerektiğini ve yaklaşırsak bu durumun ne gibi sonuçlar doğuracağını gördüm. Birçok yaşanmmış örnekte engelliler kendi ben-liklerini, yeteneklerini keşfediyorlardı. Ve bunları görmek, okurken bile güzeldi. Şu an nasıl davranmam gerektiğini gerçekten daha iyi biliyorum.
Görenellere yaptığımız ziyaret o denli güzeldi ki, çocukları tanımak, onların azmini görmek, içlerindeki o ışıltıyı görmek.
Campus mapping.. Campus mappingin beni böyle etkileyeceğini hiç düşünmemiştim.. Kampüste bir hayli fotoğraf çektik, ve gerçekten engelli arkadaşlarımız ciddi problemlerle karşı karşıya kampüste. Yurtlardan sadece iki yurt düzgün bir girişe sahip, yemekhaneden beşeri bilimlere kadar olan bölümde de yollarda sorunlar var. Hatta mimarlığın önündeki o küçük havuz ciddi problemler yaşatıyor. Bizzat engelli bir arkadaşımızdan da bunu duyduk. İnanır mısınız şimdi kampüste dolaşırken yolları inceler oldum, merdivenlere falan daha farklı bir gözle bakıyorum , dik mi , çıkılabilir mi diye.Mapping değişik bir deneyimdi.
Ne mi yaptım bu süreçte? Daha önce yapmadığım için çok pişman olduğum şeyler yaptıklarım. Öncelikle Oliver Sacks'ın Karısını Şapka sanan adam adlı kitabındaki Rebecca adlı hikayeyi okuyup onun hakkında tartışarak engel kavramına daha farklı bir bakış açısıyla yaklaşmayı öğrendim. Hastalıkların çok çeşitli olabileceğini ve hastalık sürecine doktorun yaklaşımının gerçekten çok önemli olduğunu fark ettim. Görenellere gitmekse gerçekten paha biçilmez bir deneyim oldu. Görme engelli insanların çeşitli zorluklar yaşadığını bilmeme rağmen ne oldukları konusunda net bir bilgim yoktu. Neleri tek başına yapabildiklerini gördüm şaşırsam da. Yemek bile yapabiliyorlardı. Yapamayacaklarını düşünüyorlardı zaten benim aksime. SBS sınavına hazırlanıyorlardı çoğu yaşıtları gibi şikayet etmeden. Onlara soru okuduk test çözmeleri için. Çocukların çoğu gerçekten çok zeki. Ben o tarzda çalışmak zorunda kalsaydım ne kadar başarılı olabilirdim bilemiyorum. Onlarla konuştum anılarını paylaştılar benimle. Merak ettikleri sorulara cevap vermek gerçekten çok sevindirdi beni. Bir şekilde ışık tuttum diye belki de...
Engelliler haftasında Görenellerdeki hocalarımız ve öğrencilerle spor salonona gösterilere gittik. Bir tane bizim 'normal' diye adlandırdığımız bi okulla Göreneller İlköğretim Okulu beraber gösteri hazırlamışlar. Birden bi anons yapıldı halk oyunu gösterisi var diye. Ben tabi bunu diğer okulun öğrencilerinin oynayacağını düşünüyorum. Ama hayır; halk oyunu gösterisi yapan grup bizim okulun çocuklarıydı. İnanın kendimden, önyargılarımdan, ve başarı çıtasının istersek ne kadar yüksekte durabileceğini yeni farketmiş olmaktan utandım:(
Şu ana kadar Accessible English for Disabled Learners sitesini inceledik ve artık bi site nasıl incelenmeli en azından fikir sahibi olduk:)
YanıtlaSilİşin en eğlenceli kısmı görenellere gitmekti.Şu ana kadar 6 saat gören ellerde bulundum. Orda yaşadığım bir şeyi hiç unutmayacağım. Çocuklar yılsonu eğlencesi için tiyatro hazırlıyolarmış. Nasreddin Hocanın bi fıkrasını ingilizce canlandıyorlardı. Bitanesi katip rolündeydi ve rolü gereği kendine çok güvenen biriymiş gibi davranması gerekiyodu. Biz on dakika boyunca ona nasıl durması gerektiğini anlatamadık çünkü denediğimiz yol çok yanlıştı. Külhanbeyi gibi durman gerekiyo,dik durman gerekiyo .. şeklinde anlatmaya çalıştık. Sonra hoca uyardığında hata yaptığımızın farkına vardık. Hoca görmedikleri bişeyi yapmalarını istemek yerine onların duruşlarını siz ayarlamaya çalışmalısınız diyerek hatamızı anlamamızı sağladı. O zaman düşündüm ki onları tamamıyla anlamak, tam anlamıyla onlar gibi düşünmek imkansız.Biz onlara sadece ve sadece biraz yardımcı olabiliyosak bile bu bizim için de onlar için de çok güzel bi paylaşım bence...
İşitme engelli iki arkadaşla ders çalışma deneyimim uygun olmadığından dolayı bitmek zorunda kaldı. Ben de görme engelli arkadaşlarla çalışmaya devam ediyorum. Dönem sonuna yaklaştığımız için bitmek üzere. Umarım ilerde de yine gidebilirim.
YanıtlaSilpaylaşmak istediğim unutamadığım bir anım var:
dördüncü sınıf biri kız biri erkek iki öğrenciyle renkleri ve have got/has got kalıbını çalıştım. Renkler... onlar için ne kadar garip bir konu. Peluş hayvanlara dokunarak ayak sayılarını, büyüklüklerini söylediler. Renklerini ben söyledim renklerini tekrar ettiler. Diğer hayvanlardan da konuşmak istedim. Kuş, kedi, köpek, kaplumbağa biliyorlardı. Kaplumbağa 'turtle' dedi kız olan. Onun hakkında konuşalım, mesela kaplumbağa hakkında konuşalım, kaplumbağa yeşil olur değil mi? Aldığım cevap:
Bilmem öğretmenim benim hiç görmedim...
Aslında biz Gizem'le aynı görevleri paylaştık dönem boyunca. Farklı görevlerimiz oldu. Duyma problemi yaşayan bir arkadaş için not aldık, KPSS’ye hazırlanan birisine yardım ettik ve en sonunda da görmeyen öğrencilere ders anlattık. Bu görevlerin her birisinde farklı şeyler yaşadım, iyi ya da kötü. Bazen başarısızlıklarım oldu, vazgeçmeyi düşünmedim diyemem; fakat en azından bunun bu kadar kolay olmaması gerektiğine, bir öğretmen adayı olarak daha mücadeleci olmanın şart olduğuna karar verdim ve devam ettim bu yola. Bu uğraşların meyvelerini almak çok keyifli. Yaptığım işe alıştıkça daha da çok sevdim. Zamanla işe yaradığım hissi, insanlara faydalı olduğum duygusu ağır basmaya başladı. Bu farklı duygu, düşünce ve deneyimlerle “gönüllü olma” nın ne demek olduğunu öğrendiğime inanıyorum. Bu tarz kuruluş ve çalışmaların ve bu yolda uğraş veren insanların çok önemli bir misyonu olduğunu anladım. Bu yüzden böyle kutsal amaçlara hizmet etmeyi takdir etmemek ve bu uğraşlara saygı duymamak kaçınılmaz diye düşünüyorum.
YanıtlaSilGörenellere gitmek, oradaki havayı teneffüs etmek gerçekten muazzam bir duygu. Orada sınıfa ders verme, birebir ilgilenebilme, tanıyabilme, konuşabilme imkanı buldum. Birçok duyguyu bir arada yaşadım; çok üzüldüm, mutlu oldum, bu kadar vicdansız olunurmu diye düşündüm, hala böyle fedakar insanlar varmı diye mutlu oldum. Orada hissettiğim duygular anlatılmaz yaşanır derler ya o gibi birşey. Onların bambaşka dünyaları var, sanılanın aksine dünyalarında çok mutlular. Daha öncede engelli kişilerin olduğunu tabiki biliyordum ama onları yakından tanımak, dünyalarına girmek gerçekten bambaşka. Ayrıca, Oliver Sacks'ın Karısını Şapka Sanan Adam adlı kitabını da okudum. Kitap engellilere karşı bakış açınızı değiştiriyor. Farkında olmadığımız, görmediğimiz o kadar çok görünmeyen yüz varki hayatta.. Herkesin baktığı gibi bakmamayı, görünmeyeni görmeyi, engellilerinde kendine özgü bi dünyaları olduğunu canlı örnekleriyle gösteriyor. İyiki böyle bir tecrübe edindim, iyiki azıcıkta olsa onlara katkı sağlayabildim faydam dokunabildi diyorum. Özellikle görenellere gitmek benim için benzeri olmayan bir deneyim oldu. Böyle bir tecrübe edinme, o havayı hissedebilme, yaşayabilme imkanı bulduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum.
YanıtlaSilhayatımda yaşamadığım bir deneyimi yaşadım. Görmeyen çocukların gözlerinden dünyaya baktım. Görmek önemli değilmiş bunu anladım önemli olan hissetmekmiş. Ben o çocukların görmeyen gözleriyle hissettim bir kez daha yaşamayı. Engellere rağmen ayakta durmayı. O çocuklarla ders çalışmak belki de onlar için çok da önemli bir şey değildi sonuçta bunu herkes yapar ama benim için gerçekten önemliydi. Şunu fark ettim her ne kadar engelli insanlara hiç bir zaman faklı gözle bakmadığımı savunsam da içten içe onların normal olmadığını düşünüyormuşum sanki kendim normalim onlar anormal gibi davranıyormuşum ama değil onlar da en az bizim kadar normal! Hatta belki çoğu görenden daha normaller. Dünyayı gören insanlar için yaratılmış gibi kullanmak yanlış onları yok saymak onlara saygı göstermemek... İşte şunu öğrendim onlara acınmasından nefret ediyorlar ve eğer ben de görme engelli olsam ben de nefret ederdim çünkü onların sadece bir engeli var o kadar acınacak halde değiller. Okuyorlar, eğlenyorlar, müzik dinliyorlar, şarkı söylüyorlar... sadece göremiyorlar. şimdi düşünüyorum da benim de yapamadıklarım ve yaptıklarım var bu benim de engellerim olduğunu gösterir o zaman tamamen eşitiz o insanlarla. Neler yaptık o okulda görünüşte sadece ders anlattık ama derinlemesine bakarsak ben değil de o çocuklar gerçekten benim için çok şey yapmış oldular. Bakış açım genişledi. Görmeden bir gösteriyi izledik o çocuklarla, görmeden oyun oynadık ve görmeden test çözdük.. ama hepsini hissettik hem de fazlasıyla. Gerçekten herkesin yaşaması gereken bir deneyim bu.
YanıtlaSilÖzlem ÖZBAKIŞ
YanıtlaSilöncelikle çok kısa sürede olsa ders verdim,ve bu kısacık saatte gerçekten inanılmaz şeyler öğrendim. Öğrenmeye o denli istekliyid ki öğrencim...Görevimin değişmesiyle campus mapping yapmaya ve Oliver Sacks'ın Karısını Şapka Sanan Adam'ı okudum. Kitaptan bahseecek olursam eğer, bir bölümü 4 kişi okuduk, tartıştık, sorular hazırladık.Daha sonra başka bölümler okuyup onlara makale yazdım ve yine sorular hazırladım.Kitap Vildan'ın da bahsettiği gibi bakış açınızı cidden değiştiriyor. Mesela, aşırı korumacı yaklaşmamız gerektiğini ve yaklaşırsak bu durumun ne gibi sonuçlar doğuracağını gördüm. Birçok yaşanmmış örnekte engelliler kendi ben-liklerini, yeteneklerini keşfediyorlardı. Ve bunları görmek, okurken bile güzeldi. Şu an nasıl davranmam gerektiğini gerçekten daha iyi biliyorum.
Görenellere yaptığımız ziyaret o denli güzeldi ki, çocukları tanımak, onların azmini görmek, içlerindeki o ışıltıyı görmek.
Campus mapping.. Campus mappingin beni böyle etkileyeceğini hiç düşünmemiştim.. Kampüste bir hayli fotoğraf çektik, ve gerçekten engelli arkadaşlarımız ciddi problemlerle karşı karşıya kampüste. Yurtlardan sadece iki yurt düzgün bir girişe sahip, yemekhaneden beşeri bilimlere kadar olan bölümde de yollarda sorunlar var. Hatta mimarlığın önündeki o küçük havuz ciddi problemler yaşatıyor. Bizzat engelli bir arkadaşımızdan da bunu duyduk. İnanır mısınız şimdi kampüste dolaşırken yolları inceler oldum, merdivenlere falan daha farklı bir gözle bakıyorum , dik mi , çıkılabilir mi diye.Mapping değişik bir deneyimdi.
Ne mi yaptım bu süreçte? Daha önce yapmadığım için çok pişman olduğum şeyler yaptıklarım. Öncelikle Oliver Sacks'ın Karısını Şapka sanan adam adlı kitabındaki Rebecca adlı hikayeyi okuyup onun hakkında tartışarak engel kavramına daha farklı bir bakış açısıyla yaklaşmayı öğrendim. Hastalıkların çok çeşitli olabileceğini ve hastalık sürecine doktorun yaklaşımının gerçekten çok önemli olduğunu fark ettim.
YanıtlaSilGörenellere gitmekse gerçekten paha biçilmez bir deneyim oldu. Görme engelli insanların çeşitli zorluklar yaşadığını bilmeme rağmen ne oldukları konusunda net bir bilgim yoktu. Neleri tek başına yapabildiklerini gördüm şaşırsam da. Yemek bile yapabiliyorlardı. Yapamayacaklarını düşünüyorlardı zaten benim aksime. SBS sınavına hazırlanıyorlardı çoğu yaşıtları gibi şikayet etmeden. Onlara soru okuduk test çözmeleri için. Çocukların çoğu gerçekten çok zeki. Ben o tarzda çalışmak zorunda kalsaydım ne kadar başarılı olabilirdim bilemiyorum. Onlarla konuştum anılarını paylaştılar benimle. Merak ettikleri sorulara cevap vermek gerçekten çok sevindirdi beni. Bir şekilde ışık tuttum diye belki de...
Engelliler haftasında Görenellerdeki hocalarımız ve öğrencilerle spor salonona gösterilere gittik. Bir tane bizim 'normal' diye adlandırdığımız bi okulla Göreneller İlköğretim Okulu beraber gösteri hazırlamışlar. Birden bi anons yapıldı halk oyunu gösterisi var diye. Ben tabi bunu diğer okulun öğrencilerinin oynayacağını düşünüyorum. Ama hayır; halk oyunu gösterisi yapan grup bizim okulun çocuklarıydı. İnanın kendimden, önyargılarımdan, ve başarı çıtasının istersek ne kadar yüksekte durabileceğini yeni farketmiş olmaktan utandım:(
YanıtlaSil